Ne zaman birileri bir karakutudan bahsetse “Dünyanın bir yerinde bir uçak düşmüş ve belki de onlarca insan hayatını kaybetmiştir” diye düşünürüz elimizde olmadan.
Herkes karakutu deyince uçakları hatırlar ama bilmiyorum kaç kişi kolay bulunsunlar diye onların aslında turuncu renkli olduğunu ve sadece 1960 lardan bu yana kullanıldığını biliyordur.
“Karakutu” kelimesi ,hepimizin hayatında tatsız bir ses olarak kalmıştır hep .
Uçuş güvenliği konusunda edinilen tecrübeler karakutularla kayıt altına alınır .
Ve neredeyse 50 yıllık bir birikimle hepimizin gözlerini kamaştıran havayolu taşımacılığı endüstrisi bu hale gelmiştir .
“Konumuz nedir? “ dediğinizi biliyorum ama bir daha sıçrayalım.
Maymunlarla yapılan bir deney var:
Kafese beş maymun koyarlar.
Ortaya da bir merdiven konur ve tepesine de iple bir kangal muz asılır.
Her bir maymun merdivenleri çıkarak muzlara ulaşmak istediğinde dışarıdan üzerine soğuk su sıkılır. Her bir maymun aynı denemeyi yapar, buz gibi soğuk suyla ıslatılır. Bütün maymunlar bu denemeler sonunda sırılsıklam ıslanırlar.
Bir süre sonra muzlara doğru hareketleneni diğer maymunlar engellemeye başlar.
Su kapatılıp maymunlardan biri dışarı alınır, yerine yeni bir maymun konulur. İlk yaptığı iş, koşup muzlara ulaşmak için merdivene tırmanmak olur. Fakat diğer dört maymun buna izin vermez ve yeni maymunu bir de döverler.
Daha sonra ıslanmış maymunlardan biri daha yeni bir maymunla değiştirilir. Ve o da merdivene ilk yaptığı atakta dayak yer. Bu maymunu en şiddetli ve istekli döven de biraz önce diğerleri tarafından engellenen ve ilk dayağı yiyen birinci yeni maymundur.
Daha sonra ıslanmış maymunlardan biri daha yeni bir maymunla değiştirilir. Ve o da merdivene ilk yaptığı atakta dayak yer. Bu maymunu en şiddetli ve istekli döven de biraz önce diğerleri tarafından engellenen ve ilk dayağı yiyen birinci yeni maymundur.
Islak maymunlardan üçüncüsü de değiştirilir.
Bu da ilk atağında diğerleri tarafından cezalandırılır. Diğer dört maymundan yeni gelen ikisinin en yeni gelen maymunu niye dövdükleri konusunda hiç bir fikirleri yoktur ama en iştahlı dövenler de onlardır.
Sonra en baştaki ıslanan maymunların dördüncü ve beşincisi de yenileriyle değiştirilir. Ama tepelerinde o bir kangal muz hala asılı olduğu halde artık hiç biri merdivene yaklaşmamaktadır.
Neden mi?
Çünkü burada işler böyle gelmiş ve böyle gitmektedir!
İşte bu nokta maymunlar için toplumsal öğrenmenin başladığı yerdir.
Çünkü burada işler böyle gelmiş ve böyle gitmektedir!
İşte bu nokta maymunlar için toplumsal öğrenmenin başladığı yerdir.
Yani maymunların “karakutusu” devreye girmiş ve geçmiş tecrübelerinden bir şey öğrenmiştir.
“Bu muzu almaya kalkarsanız herkes ıslanacak ! “
En çarpıcı soru ise burada belki de şu olmalıdır.
İnsanların “karakutusu” var mıdır?
Herkesin var dediğini duyar gibiyim ama bu ahir ömrümüzde ki “tecrübelerimizden” ibaret olabilecek kadar basit bir şey midir bu?
Her defasında kendi başımıza yaşadığımız tecrübe ettiğimiz ve öğrendiğimiz bilgilerden mi ibarettir?
Bize her ne kadar öyle gelse de ,değildir!
Beynimiz : “Düşündüğümüzü düşündüğümüz aygıt. “
Tam burada yeni ve heyecan verici buluşları paylaşma zamanımız geliyor .
Olay sadece “sağ beyin” ve “sol beyin” kavramlarından ibaret değil.
Sol beyin dil ,mantık ve matematik gibi doğrusal düşünceyle , sağ beyin ise sanat ,müzik , yaratıcılık ve ilham gibi kavramsal düşüncelerle meşgulken “daha derinlerde” bir şeyler ortaya çıkıyor bu araştırmalarda . .
3 beyin ve 1 karar verici!
Yeni beyin düşünür ,rasyonel verileri işler .
Orta beyin hisseder. Duyguları ve altıncı his gibi içten gelen hisleri işler .
Eski beyin karar verir. Diğer iki beyinden gelen verileri hesaba katar fakat asıl karar veren odur.
Eski beyin!
Doğumda ilk oluşmaya başlayan beyin parçası…
Sürüngen beyni .(Sürüngenlerde sadece eski beyin var bu arada )
Şimdi sıkı durun
Tam 450 milyon yaşında!
Omurgalı tüm canlılarda var ve omurganın en üst noktasında.
İşte insanoğlunun “karakutusu” .
Sadece hayatta kalmayla ilgileniyor.
450 milyon yıl boyunca “toplanmış ve bir şekilde kodlanmış” bir bilgi deposu…
Birine güvenip güvenmeyeceğinize ,bir tehlike karşısında kaçmanıza yada saldırıya geçmenize , birini sevmenize yada sevmemenize…
Eski beyin seçeneklerini “ilk 3 saniyede” çoktan oluşturmuş ve aslında kararını vermiştir .
Bazen siz zorlama kararlarla işi başka yönlere çekip rol yapsanız da ,işte o içinizde ki sıkıntı hep eski beynin onayını almadığınız için gerçekleşmektedir.
Tam 450 milyon yıllık bir bilgi birikimi ,sizi “bir sebepten” uyarmaktadır .
Dr Joseph L.Doux ,”Duygusal Beyin” adlı kitabında olayı şöyle tarif eder : “Amigdalanın (eski beyinde ki merkez) korteks üzerinde ki etkisi ,korteksin amigdala üzerindeki etkisinden çok daha büyüktür. Bu da duygusal tahriklerin düşünceyi baskı altına alarak kontrol etmesine olanak tanır.”
İnsanoğlu kararlarını duygularıyla verip sonradan mantığıyla açıklamaya çalışıyor bunu biliriz.
İşte bu son karar “kelimeleri bile anlamayan” eski beyin tarafından veriliyor .
Eski beyne ulaşmanın ve oradaki bilgiyi açığa çıkarmanın yolları insana inanılmaz bir yol açacak bu kesin.
Düşünsenize “güneşin altında ki hiçbir şey yeni değilken” ,bizim her şeyi içinde saklayan bir beynimiz var aslında
Her şeyi biliyoruz!
Kodlanmış olarak bizde duruyor!
En derin matematik bilgileri ,mühendislik bilgileri ,doktorluk bilgileri ,müzik bilgileri vs vs
Güncel eğitimler sadece bunları açığa çıkarıyor ..
Bizde olanı!
Doktor oluyoruz ,öğretmen oluyoruz ,virtüöz oluyoruz yada işsiz kalıyoruz .
Hepimiz aynı inanılmaz potansiyele sahibiz.
Ve biz kendi içimize odaklanmadığımızdan ,çevresel koşullara kendimizi çok bağımlı kıldığımızdan her şeyi yeni gibi tekrar yaşıyoruz ve tecrübe ediyoruz .
İnsan beyni inanılmaz bir karakutu.
Sadece “siz” i düşünen ve size odaklanan başka hiçbir şeyi umursamayan inanılmaz bir bilgi deposu .
Bu “gücü” gerçekten hissederek isteyin hayattan ne isteyecekseniz!
Sonuçlar ilk günden değişmeye başlayacaktır.
Ufuk Onan
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder