5 Ekim 2012 Cuma

Bilgi ve Birikimi

     Kişisel hazlar hırslar duygular istekler arzular polemikler rahtsızlıklar bunu takiben rahatlıklar gibi kişiye özel olan fakat günümüz dünyasında kişisellikten çıkıp daha çok gurupsal açıdan siyasalleştirisek domestic emergencies diye ingilizceden dilimize geçen siyasal durumlar gözeten bir dünya kuruluyor. bu dünyada daha çok kişisel bakış açısının ekseninden çıkarak daha çok toplumsal olaylara yönelen kurumsal yapılar kuruluyor ve yeni dünya düzeni bunu her geçen gün tetikliyor. dünyada oluşan bu yapının yani 2 dünya savaşından bu yana kurulan bu düzen anlayışının bu günlere kadar gelmesi nasıl oluyorda sadece bir kaç dünya devleti tarafından yönetiliyor.

    Dünya üzerindeki toplumlara bakıldığında bir kaç gruba ayrıldığını görebiliyoruz ki bu grupsal yapının için de iki grubun varlığı dikkati çekiyor. Amerika güdümlü arap coğrafyası( iran ve suriye bunun dışında ki bunu daha sonra işliyecez) ve avrupa; diğer tarafta rusya güdümlü çin iran hindistan ve suriye. bukadar zor olan koşulların altında yapılan bu gruplar yada ittifaklar neyin hazırlığı içinde neyi paylaşamıyorlar gibi saçma bir soru olamaz sanırım. dünya da bugün en önemli kaynak olan şey ne petroldür nede altındır; çünkü bu tarz ürünlerin alternatifi bulunmak üzere. asıl üzerinde durulması gereken iki konu su ve bilgi.
   

   bilgi dünyada çok çalışmanın yanında yetenekle elde edilebilen bir kaynak olduğundan devletlerin savaş içinde oldukları kaynağı elde etmedeki en büyük kolaylığı sağlayacak objenin bilgi olduğu açıkça ortada. Bilgi soyut olduğu kadar onun ışığında ortaya çıkan ürünlerin somutluğu bilgiyi görünür kılıyor ve dünya üzerinde önemini herşeyin üzerine çıkartabiliyor. bilgili insanların avrupada kiliseyle savşmalarının ve halen illimünite denilen gizli örgütün varlığına devam ettiğine inalılmasının tek nedenidir. tabiki burda kilisenin veya caminin bilgiye karşı bir yapı içerdiğini söylemek doğru olmaz ama eski çağlardaki batıl inanışların örnek: cennetten yer satmak gibi kiliseye büyük paralar kazandıran inanışların bilimin ışığında dinde böyle birşeyin yer alamayacağını ortaya çıkarmasıyla din adamlarının bilgi sahibi insanları afaroz etmelerinin yanında infaz etmeleeri din ile bilgiyi ilimi hep karşı akrşıya getirdi. bu süreç bilginin birikerek çoğalması sürecinde batı için konuşulacak olursa din ile eşitlemiş durumda ve gelişip arap dünyasındaki bilginlerinde eserlerini kullanarak arap dünyasını kendilerine mahkum bırakmaları yadsınmayacak ölçüde ironiktir. bilginin birikimle ilerliyeceğine inanmayan ve batılı devam ettiren toplumlar bugün avrupaya amerikaya rusyaya muhtaç br konumda varlıklarını idame ettiriyor.

karanlık çağlar boyunca yaşamışlık var bu dünyada her devrin etkisinden kurtuldu da bir karanlık çağın etkisinden kurtulamamış aydınlık çağdaymış gibi varlığnı idame ettiren milletler içinde yaşamak zorunda insanlar. bu durumun en kötü yanı karanlık çağın etkisini devam ettiren insanların daha fazla olmasının yanında daha kalabalık bir kitleye hitap etme özelliklerinin olması ; çünkü insanlar kendilerini kandırmayı başaran insaların arkasından gitmeyi daha basit bulurlar. insan oğlu bu dünyada sadece seçmeyi öğrendi veya ona bu dayatılan durum zorunlu şekilde öğretildi sonrasında hiç denetim gibi bir durumun varlığından bahsedilmedi buna uygun yaşaması gerektiği empoze edildi.

mesela hiç bir devlet başkanının karşısına çıkıp laf saydığını hayal eden varmıdır diye düşünsem milyonlarca kişi bulabilirim sanırım. devlet önce kendi menfaatini düşünen yaşayan bir varlıktır bu yüzden kendi menfaatiyle çakışmayan insanları bir el misali alır kucaklar ve yandaş olmayanı dışlama ve baskı yoluyla uzaklaştırma yoluna gider bunlar aslında bilinen durumlar. 

22 Mayıs 2012 Salı


Bütün iyi ozanların en güzel şiirleri, şarkıları istisnasız “giden kadına” yazılmış olanlarıdır.
Bunları okumak, dinlemek o kadar keyiflidir ki “ulan iyiki çıkmış o kadınlar o adamların hayatlarından” dersiniz.
Şayet siz de hayatınızı kadınların istedikleri gibi girip çıkabilecekleri ama gerçekte oradan sadece bir kere gidebilecekleri olgunluğa eriştirdiyseniz, bu şiirleri, şarkıları; okurken, dinlerken, eşlik ederken yahut çalarken aynı keyfi yaşarsınız…
Hatta o kadar keyif verirler ki, olmadık yere terkedesiniz, terk edilesiniz gelir…
Bazıları hüzün sever, bazıları mutluluk… ama bilirsiniz ki ikisinin de adresi aynıdır…
O şiirlere, şarkılara gelince...
Cemal Süreya’nın “Eski Kadınlar”ı öyledir mesela…
ya da Eric Clapton’ın “Old Love”ı… en güzel şarkısıdır, giden ama hala sevilen kadının yaşattığı duyguların özeti gibidir.
Mesela “Thrill is Gone”.... efsane gitarist B.B.King’in efsanevi şarkısı…
Daha keyifle başka ne okunabilir, artık sevilmeyen bir kadının ardından…
Paylaşıyorum hepsini sırayla… Oyuna devam…:)

28 Şubat 2012 Salı

Swinging in the backyard ( arka bahçede sallanırken)
Pull up in your fast car (hız yapan arabanla yanaşırsın)
Whistling my name (ismimi fısıldarsın)
Open up a beer ( bir bira aç)
And you take it over here ( burayı benimseyip)
And play a video game ( bir video oyunu oyna)
I’m in his favorite sun dress ( onun en sevdiği yaz elbisemdeyim)
Watching me get undressed ( soyunurken beni izler)
Take that body downtown ( şu vucüdu çarşıya götürür)
I say you the bestest ( en iyisisin derim)
Lean in for a big kiss ( kocaman bir öpücük için eğilir)
Put his favorite perfume on ( en sevdiği parfümü sürerim)
Go play a video game (gidip bir video oyunu oyna)
It’s you, it’s you, it’s all for you( sensin, her şey senin için)
Everything I do (yaptığım her şey)
I tell you all the time ( sana hep anlatıyorum)
Heaven is a place on earth with you ( senleyken dünya cennet olur)
Tell me all the things you want to do( yapmak istediğin şeyleri söyle bana)
I heard that you like the bad girls( duydum ki kötü kızları severmişsin)
Honey, is that true?( tatlım doğru mu bu?)
It’s better than I ever even knew ( bildiğimden daha iyi)
They say that the world was built for two ( dünya iki kişiliktir derler)
Only worth living if somebody is loving you (sadece eğer birisi seni seviyorsa yaşamaya değer)
Baby now you do( bebeğim şimdi sen beni seviyorsun)
Singing in the old bars ( eski barlarda şarkı söylemek)
Swinging with the old stars ( eski yıldızlarla sallanırken)
Living for the fame ( ün için yaşarken)
Kissing in the blue dark ( gece mavisinde öpüşmek)
Playing pool and wild darts ( bilardo, dart ve
Video games ( video oyunu oynarken)
He holds me in his big arms ( beni güçlü kollarıyla sarar)
Drunk and I am seeing stars( sarhoş olup yıldızları görürüm)
This is all I think of ( tek düşünebildiğim budur)
Watching all our friends fall ( tüm arkadaşlarımızın
In and out of Old Paul’s (old paule girip çışışını izlemek)
This is my idea of fun (  bu benim eğlence anlayışımdır)
Playing video games ( video oyunları oynamak)
It’s you, it’s you, it’s all for you
Everything I do
I tell you all the time
Heaven is a place on earth with you
Tell me all the things you want to do
I heard that you like the bad girls
Honey, is that true?
It’s better than I ever even knew
They say that the world was built for two
Only worth living if somebody is loving you
Baby now you do
(Now you do)
It’s you, it’s you, it’s all for you
Everything I do
I tell you all the time
Heaven is a place on earth with you
Tell me all the things you want to do
I heard that you like the bad girls
Honey, is that true?
It’s better than I ever even knew
They say that the world was built for two
Only worth living if somebody is loving you

26 Şubat 2012 Pazar

expressions

once upon a time: bir zamanlar
whats done is done:olan oldu bi kere
is that so?: öylemi,olurmu öyle şey,demek öyle.
minor innovation:ikinci derecede yenilik
take a guess:tahmin etmek
at least 100 jeurnalist behind bars in turkey, more than in any other countr.most are held on terrorism charges.but under turkey's nebulous  anti terror laws even covering a press conference by the pro-kurdish peace and democracy party could get you locked up...
move to a batter position in life:Hayatında daha iyi bir yere gelmek
you have every reason to be mad: kızmakta çok haklısın
would you mind:mümkünse
you'ar god damn right: yerden göğe kadar haklısın
its realy pissing me off you're that lying: yalan söylemen beni gercekten cok kızdırıyor
turn a way: yol açmak
ascend: yükselmek
care for: istemek
put on: giymek
got away: kurtulmuş
as usual: herzaman ki gibi
sophomore: ıkıncı sınıf öğrencisi
junior - 3rd year, senior - 4th year
take for granted:çantada keklik görmek,elde var bir saymak,cepte görmek
take the time:zaman ayırmak
Take me the way I am:Beni olduğum gibi kabul et
appreciate:kıymetini bilmek
be the town talk:dedikodu konusu olmak, herkesin dilinde olmak
elopement:evlenmek için evden kaçma
give someone a once-over:birini tepeden tırnağa süzmek
It didn't cost me a nickel:Bana tek kuruşa mal olmadı
I get goose bumps every time I watch this: Bunu her izlediğimde tuylerım dıken dıken oluyor
runs down: Aşağı doğru akmak
No way : Olmaz
Keep the change : Üstü kalsın
Some of us:Kimimiz
I try to eat well and exercise regularly to keep my weight down:Kilomu korumak için iyi yemeye ve düzenli egzersiz yapmaya çalışıyoru
Blow up at someone, öfkelenmek
Hold off : bekletmek.ertelemek
To look up to someone, hayranlık duymak
Cut in: sözünü kesmek
Cut off, koparmak, son vermek
Keep down, engellemek, baskı yapmak.
Eat well:İyi beslenmek
Regularly: Düzenli olarak
Shout: Bağırmak
Cut down a pieceof clothing into:Eski bir giysiden yeni birşey yapmak
cut one's wisdom teeth: Olgunlşmak
Bills: fatura çıkarmak
Much longer,:Çok uzun sürmek
Most-en çok, en fazla.
dict : söz
dictate : dikte etmek, sözünü dinlettirmek
maldiction : beddua
benediction : dua
diction : diksyon

11 Ocak 2011 Salı

Kulübe hoş geldin Meral!

“Muhteşem Yüzyıl”ın senaristi Meral Okay’ı çok iyi anlıyorum.
“Mustafa”da aynısını yaşadım çünkü...
“Tarihi biz biliriz. Sadece kahramanlıkların sergilenmesine izin veririz. Ötesine girmek isteyeni ezeriz” lobisinin yeni hedefi Meral ve dizisi...
Lobinin kimisi Osmanlıcı, kimisi Cumhuriyetçi geçiniyor.
Görüşleri farklı, ama tahammülsüzlükte ortaklar:
Tabuları var ve resmi tarihi kutsal sayıyorlar.
Dokunanı cezalandırıyorlar.
* * *
Meral de meraklılarının iyi bildiği bir konuyu, yani Sultan’ın hayatını saygıda kusur etmeden, kanlı canlı bir dille anlatıyor. Bize yıllar yılı ya hamasi tarih kitaplarının ya da oryantalist Batılıların abartılı ya da aşağılayıcı, didaktik ya da eksik anlattığı bir tarihi, günahı ve sevabıyla aktarıyor.
Bir cenah, “Sen nasıl olur da ecdadımıza laf edersin” diye ayaklanıyor. Diziyi yasaklatmaya çalışıyor.
Daha önceki hoşgörü sınavında çakmış öbür kesim, 2 yıl önce yazdıklarını hatırlamayacağımızı sanarak “Ne var ki? Tarih bu... Tabii her yönüyle anlatılacak” diye müsamahakârlık taslıyor.
Çoğunun diziyi izlemediği öyle belli ki...
Bülent Arınç, “Kanuni’yi içki düşkünü ve gayriahlaki ilişki içinde gösterdiler” diyerek izlemediğini ele verdi mesela...
“Mustafa’da Atatürk kadın düşkünü gösterildi” diyenlere filmde bu konuda ne bir cümle ne de ima bulunduğunu söylediğimde “Ben izlemedim, öyle duydum” cevabını öyle çok aldım ki...
* * *
Sevgili Meral,
Aynı yoldan geçmiş biri olarak bundan sonra olacakları da söyleyeyim:
İhbar üzerine soruşturma açılacak. Savcı karşısına çıkacaksın. Diziyi o da izlememiş olacak. “Ecdada hakaretle suçlanıyorsunuz” diyecek. Sen “Ama bu bir dizi...” diye savunma yapacaksın. Yazdığın diyaloglara kaynak göstermek zorunda kalacaksın.
Kaynak gösterdiğinde diziyi en çok eleştiren, pek saygıdeğer sandığın bazı tarihçiler gelip “Bunların doğru olduğunu ben de biliyorum, fazlasını da biliyorum. Ama söylenmesi doğru mu? Hem şimdi sırası mı” diyecekler. Gözünden düşecekler.
Bazı komplo teorisyenleri senin Padişah’a içirdiğin şerbeti üreten firmadan para yediğini öne sürecek. Yabancı güçlerle elele verip Osmanlı’yı küçük düşürmeye ve yeni Osmanlıcılığın yükselişinin önünü kesmeye çalıştığını söyleyecek.
Eminim ki, sonunda yine “Yasaklansın, çocuklara izletmeyelim” diyenler yenilecek. Onların nafile gayreti, dizinin daha çok izlenmesini sağlayacak. Bütün bu gürültüye aldırmayan, bazısının medya grupları arasındaki kavgadan kaynaklandığını anlayan seyirci, izleyip kararını kendisi verecek.
Ve yine “Mustafa”da olduğu gibi, seni eleştirirken bu konuda yıllardır kılını kımıldatmayanlar harekete geçip bir başka filmle, diziyle doğru bildiklerini anlatmayı deneyecekler.
Sen, buna öncü olmakla övüneceksin.
* * *
Bir de önerim var:
“Mustafa”yla ilgili yerli yabancı basında 400 makale çıktı. Hepsini siteme koydum. 
(http://www.candundar.com.tr/_v3/index.php#!/MUSTAFA/Mustafa_hakk%C4%B1nda_kim_ne_yazd%C4%B1?/#Did=7935)
Tarihe bakış açımızı sergilemek için bunları yayımlamayı düşünüyorum.
Sen de seninkileri topla. “Tarihin iki yüzü”nü birlikte yayımlayalım. Paranoyaları, tabuları, çarpıtmaları ve aynı kalemlerin çifte standardını ortaya koyalım.
Tarihe, tarihe dair bir belge bırakalım.
Ne dersin?

Can Dündar

10 Ocak 2011 Pazartesi

İnsanın Karakutusu

Ne zaman birileri bir karakutudan bahsetse “Dünyanın bir yerinde bir uçak düşmüş ve belki de onlarca insan hayatını kaybetmiştir” diye düşünürüz elimizde olmadan.

Herkes karakutu deyince uçakları hatırlar ama bilmiyorum kaç kişi kolay bulunsunlar diye onların aslında turuncu renkli olduğunu ve sadece 1960 lardan bu yana kullanıldığını biliyordur.
“Karakutu” kelimesi ,hepimizin hayatında tatsız bir ses olarak kalmıştır hep .
Uçuş güvenliği  konusunda edinilen tecrübeler karakutularla kayıt altına alınır .
Ve neredeyse  50 yıllık bir birikimle hepimizin gözlerini kamaştıran havayolu  taşımacılığı endüstrisi bu hale gelmiştir .
“Konumuz nedir? “  dediğinizi biliyorum ama bir daha sıçrayalım.
Maymunlarla yapılan bir deney var:
Kafese beş maymun koyarlar.
Ortaya da bir merdiven konur ve tepesine de iple bir kangal muz asılır.
Her bir maymun merdivenleri çıkarak muzlara ulaşmak istediğinde dışarıdan üzerine soğuk su sıkılır. Her bir maymun aynı denemeyi yapar, buz gibi soğuk suyla ıslatılır. Bütün maymunlar bu denemeler sonunda sırılsıklam ıslanırlar.
Bir süre sonra muzlara doğru hareketleneni diğer maymunlar engellemeye başlar.
Su kapatılıp maymunlardan biri dışarı alınır, yerine yeni bir maymun konulur. İlk yaptığı iş, koşup muzlara ulaşmak için merdivene tırmanmak olur. Fakat diğer dört maymun buna izin vermez ve yeni maymunu bir de döverler.
Daha sonra ıslanmış maymunlardan biri daha yeni bir maymunla değiştirilir. Ve o da merdivene ilk yaptığı atakta dayak yer. Bu maymunu en şiddetli ve istekli döven de biraz önce diğerleri tarafından engellenen ve ilk dayağı yiyen birinci yeni maymundur.
 Islak maymunlardan üçüncüsü de değiştirilir.
Bu da ilk atağında diğerleri tarafından cezalandırılır. Diğer dört maymundan yeni gelen ikisinin en yeni gelen maymunu niye dövdükleri konusunda hiç bir fikirleri yoktur ama en iştahlı dövenler de onlardır.
Sonra en baştaki ıslanan maymunların dördüncü ve beşincisi de yenileriyle değiştirilir. Ama tepelerinde o bir kangal muz hala asılı olduğu halde artık hiç biri merdivene yaklaşmamaktadır.
Neden mi?
Çünkü burada işler böyle gelmiş ve böyle gitmektedir!
İşte bu nokta maymunlar için toplumsal öğrenmenin  başladığı yerdir.

Yani maymunların “karakutusu” devreye girmiş ve geçmiş tecrübelerinden bir şey öğrenmiştir.
“Bu muzu almaya kalkarsanız herkes ıslanacak ! “
En çarpıcı soru ise burada belki de şu olmalıdır.
İnsanların “karakutusu”  var mıdır?
Herkesin var dediğini duyar gibiyim ama bu ahir ömrümüzde ki “tecrübelerimizden” ibaret olabilecek kadar basit bir şey midir bu?
Her defasında kendi başımıza yaşadığımız tecrübe ettiğimiz ve  öğrendiğimiz bilgilerden mi ibarettir?
Bize her ne kadar öyle gelse de ,değildir!
Beynimiz :  “Düşündüğümüzü düşündüğümüz aygıt. “
Tam burada yeni ve heyecan verici buluşları paylaşma zamanımız geliyor .
Olay sadece “sağ beyin” ve “sol beyin” kavramlarından ibaret değil.
 Sol beyin dil ,mantık ve matematik gibi doğrusal düşünceyle , sağ beyin ise sanat ,müzik , yaratıcılık ve ilham gibi kavramsal düşüncelerle meşgulken  “daha derinlerde” bir şeyler ortaya çıkıyor bu araştırmalarda . .

3 beyin ve 1 karar verici!

Yeni beyin düşünür ,rasyonel verileri işler .
Orta beyin hisseder. Duyguları ve altıncı his gibi içten gelen hisleri işler .
Eski beyin karar verir. Diğer iki beyinden gelen verileri hesaba katar fakat asıl karar veren odur.
Eski beyin!
Doğumda ilk oluşmaya başlayan beyin parçası…
Sürüngen beyni .(Sürüngenlerde sadece eski beyin var bu arada )
Şimdi sıkı durun
Tam 450 milyon yaşında!
Omurgalı tüm canlılarda var ve omurganın en üst noktasında.
İşte insanoğlunun “karakutusu” .
Sadece hayatta kalmayla ilgileniyor.
450 milyon yıl boyunca “toplanmış ve bir şekilde kodlanmış” bir bilgi deposu…
Birine güvenip güvenmeyeceğinize ,bir  tehlike karşısında kaçmanıza yada saldırıya geçmenize , birini sevmenize  yada  sevmemenize…
Eski beyin seçeneklerini “ilk 3 saniyede” çoktan oluşturmuş ve aslında kararını vermiştir .
Bazen siz zorlama kararlarla işi başka yönlere çekip rol yapsanız da  ,işte o içinizde ki sıkıntı hep eski beynin onayını almadığınız için gerçekleşmektedir.
Tam 450 milyon yıllık bir bilgi birikimi  ,sizi “bir sebepten” uyarmaktadır .
Dr Joseph L.Doux   ,”Duygusal Beyin” adlı kitabında olayı şöyle tarif eder : “Amigdalanın (eski beyinde ki merkez)  korteks üzerinde ki etkisi ,korteksin amigdala üzerindeki etkisinden çok daha büyüktür. Bu da duygusal tahriklerin düşünceyi baskı altına alarak kontrol etmesine olanak tanır.”
İnsanoğlu kararlarını duygularıyla verip sonradan mantığıyla açıklamaya çalışıyor bunu biliriz.
İşte bu son karar  “kelimeleri bile anlamayan” eski beyin tarafından veriliyor .
Eski beyne ulaşmanın ve oradaki bilgiyi açığa çıkarmanın yolları insana inanılmaz bir yol açacak bu kesin.
Düşünsenize  “güneşin altında ki hiçbir şey yeni değilken”  ,bizim her şeyi içinde saklayan bir beynimiz var aslında
Her şeyi biliyoruz!
Kodlanmış olarak bizde duruyor!
En derin matematik bilgileri ,mühendislik bilgileri ,doktorluk bilgileri ,müzik bilgileri  vs vs
Güncel eğitimler sadece bunları açığa çıkarıyor ..
Bizde olanı!
Doktor oluyoruz ,öğretmen oluyoruz  ,virtüöz oluyoruz  yada işsiz kalıyoruz .
Hepimiz aynı inanılmaz potansiyele sahibiz.
Ve biz kendi içimize odaklanmadığımızdan ,çevresel koşullara kendimizi çok bağımlı kıldığımızdan her şeyi yeni gibi tekrar yaşıyoruz ve tecrübe ediyoruz .
İnsan beyni inanılmaz bir karakutu.
Sadece “siz” i düşünen ve size odaklanan başka hiçbir şeyi umursamayan inanılmaz bir bilgi deposu .
Bu “gücü” gerçekten hissederek isteyin hayattan ne isteyecekseniz!
Sonuçlar ilk günden değişmeye başlayacaktır.

Ufuk Onan

8 Ocak 2011 Cumartesi

Olumlu Düşünce

Beyin, alt beyin, üst beyin, sinir sistemi diye üç kısımdan oluşur. İnsan beyninin diğer canlılardan farkı, üst beynin gelişmiş olmasından kaynaklanmaktadır.

Alt beyin daha çok otomatik fonksiyonları denetler. Kalbimizin atması, kan basıncı, hormonlar alt beyin tarafından idare edilir.Kaynakwh webhatti.com: Olumlu Düşünce..! Kaynakwh webhatti.com: Olumlu Düşünce..!

Üst beyin ise, daha çok entellektüel işlevlidir. Bilgiler burada kaydolunur, değerlendirme burada yapılır, davranışlar buradan idare edilir.

Peki, üst beyin alt beyni kontrol edebilir mi? Yapılan araştırmalar, bunun mümkün olduğunu göstermiştir. Biz, mutlu olmayı düşününce mutlu oluyor, hastalığı kafamıza takınca da hasta oluyoruz. Yani, düşünce tarzımız; hem yaşantımızı, hem de bedenimizi etkilemektedir.

O zaman şu ortaya çıkar: Beynimizin bizim için en önemli tekniği, olumlu düşünmenin ileri şekillerini uygulamasıdır.

Olumsuz zihni kurgu, yani olumsuz düşünce ise beynimizi kendimize karşı olumsuz çalışmaya programlayacaktır.

Örneğin bir futbolcu, üç kez kaleciyle karşı karşıya kalmasına rağmen topu dışarıya atmıştır. Bir dahaki maçta aynı hatayı yapmak istememektedir. Bunun için beynini şöyle programlamıştır: "Topu dışarı atmayacağım. Topu dışarı atmayacağım." Bunu kendi kendine defalarca söylemiş ve maça çıkmıştır. Sonuç: Topu yine dışarı atmıştır.

Burada futbolcunun yaptığı hata, topu kaleye atmaya değil, dışarı atmamaya şartlanmasıdır. Bu durumda beyin, kalenin içine değil, dışına kilitlenmiştir. Bu olumsuz uyarıcı da, başarıya değil, başarısızlık korkusu yüzünden başarısızlığa götürmüştür.

Olumlu düşüncede temel nokta, beyni olumlunun üzerine programlamaktır. Yâni, başarısız olmamayı değil, sadece başarmayı düşünmelisiniz.

Bunu hafıza noktasında düşünürsek, unutmayı değil hatırlamayı seçmeli, ona kilitlenmelisiniz.

Evet, başarının en önemli anahtarlarından birisi, beynin olumlu düşünceye programlanmasıdır. Bu ise, gerçek bir özeni gerektirmekle beraber, aslında zevkli bir uğraştır.

OLUMLU DÜŞÜNMENİN GETİRİLERİ

Amerika'da bir okulda ilginç bir deney yapılır. Özel bir sınıf oluşturulur ve bir grup öğretmen bu sınıfa verilir.

Öğretmenlere, bu sınıftaki öğrencilerin çok seçme öğrenciler olduğu söylenir. Öğrencilere de aynı şekilde, öğretmenlerinin çok seçme öğretmenler oldukları belirtilir.

Yıl sonunda, sınıfın başarısı hârikadır. Okul müdürü, o öğretmenlerle bir toplantı yapar ve sınıfın gerçekte kura ile, gelişigüzel bir şekilde oluşturulduğunu açıklar. Bunun üzerine öğretmenler, "Bu durumda, demek ki biz süper öğretmenleriz." derler. Müdür cevap verir: - Hayır, sizler de kura ile seçildiniz.

İnsanların ortaya çıkaracakları eserler, genellikle yakın çevresindeki insanların kendilerinden bekledikleriyle doğru orantılıdır.

alıntıdır...