Dünya üzerindeki toplumlara bakıldığında bir kaç gruba ayrıldığını görebiliyoruz ki bu grupsal yapının için de iki grubun varlığı dikkati çekiyor. Amerika güdümlü arap coğrafyası( iran ve suriye bunun dışında ki bunu daha sonra işliyecez) ve avrupa; diğer tarafta rusya güdümlü çin iran hindistan ve suriye. bukadar zor olan koşulların altında yapılan bu gruplar yada ittifaklar neyin hazırlığı içinde neyi paylaşamıyorlar gibi saçma bir soru olamaz sanırım. dünya da bugün en önemli kaynak olan şey ne petroldür nede altındır; çünkü bu tarz ürünlerin alternatifi bulunmak üzere. asıl üzerinde durulması gereken iki konu su ve bilgi.
bilgi dünyada çok çalışmanın yanında yetenekle elde edilebilen bir kaynak olduğundan devletlerin savaş içinde oldukları kaynağı elde etmedeki en büyük kolaylığı sağlayacak objenin bilgi olduğu açıkça ortada. Bilgi soyut olduğu kadar onun ışığında ortaya çıkan ürünlerin somutluğu bilgiyi görünür kılıyor ve dünya üzerinde önemini herşeyin üzerine çıkartabiliyor. bilgili insanların avrupada kiliseyle savşmalarının ve halen illimünite denilen gizli örgütün varlığına devam ettiğine inalılmasının tek nedenidir. tabiki burda kilisenin veya caminin bilgiye karşı bir yapı içerdiğini söylemek doğru olmaz ama eski çağlardaki batıl inanışların örnek: cennetten yer satmak gibi kiliseye büyük paralar kazandıran inanışların bilimin ışığında dinde böyle birşeyin yer alamayacağını ortaya çıkarmasıyla din adamlarının bilgi sahibi insanları afaroz etmelerinin yanında infaz etmeleeri din ile bilgiyi ilimi hep karşı akrşıya getirdi. bu süreç bilginin birikerek çoğalması sürecinde batı için konuşulacak olursa din ile eşitlemiş durumda ve gelişip arap dünyasındaki bilginlerinde eserlerini kullanarak arap dünyasını kendilerine mahkum bırakmaları yadsınmayacak ölçüde ironiktir. bilginin birikimle ilerliyeceğine inanmayan ve batılı devam ettiren toplumlar bugün avrupaya amerikaya rusyaya muhtaç br konumda varlıklarını idame ettiriyor.
karanlık çağlar boyunca yaşamışlık var bu dünyada her devrin etkisinden kurtuldu da bir karanlık çağın etkisinden kurtulamamış aydınlık çağdaymış gibi varlığnı idame ettiren milletler içinde yaşamak zorunda insanlar. bu durumun en kötü yanı karanlık çağın etkisini devam ettiren insanların daha fazla olmasının yanında daha kalabalık bir kitleye hitap etme özelliklerinin olması ; çünkü insanlar kendilerini kandırmayı başaran insaların arkasından gitmeyi daha basit bulurlar. insan oğlu bu dünyada sadece seçmeyi öğrendi veya ona bu dayatılan durum zorunlu şekilde öğretildi sonrasında hiç denetim gibi bir durumun varlığından bahsedilmedi buna uygun yaşaması gerektiği empoze edildi.
mesela hiç bir devlet başkanının karşısına çıkıp laf saydığını hayal eden varmıdır diye düşünsem milyonlarca kişi bulabilirim sanırım. devlet önce kendi menfaatini düşünen yaşayan bir varlıktır bu yüzden kendi menfaatiyle çakışmayan insanları bir el misali alır kucaklar ve yandaş olmayanı dışlama ve baskı yoluyla uzaklaştırma yoluna gider bunlar aslında bilinen durumlar.
karanlık çağlar boyunca yaşamışlık var bu dünyada her devrin etkisinden kurtuldu da bir karanlık çağın etkisinden kurtulamamış aydınlık çağdaymış gibi varlığnı idame ettiren milletler içinde yaşamak zorunda insanlar. bu durumun en kötü yanı karanlık çağın etkisini devam ettiren insanların daha fazla olmasının yanında daha kalabalık bir kitleye hitap etme özelliklerinin olması ; çünkü insanlar kendilerini kandırmayı başaran insaların arkasından gitmeyi daha basit bulurlar. insan oğlu bu dünyada sadece seçmeyi öğrendi veya ona bu dayatılan durum zorunlu şekilde öğretildi sonrasında hiç denetim gibi bir durumun varlığından bahsedilmedi buna uygun yaşaması gerektiği empoze edildi.
mesela hiç bir devlet başkanının karşısına çıkıp laf saydığını hayal eden varmıdır diye düşünsem milyonlarca kişi bulabilirim sanırım. devlet önce kendi menfaatini düşünen yaşayan bir varlıktır bu yüzden kendi menfaatiyle çakışmayan insanları bir el misali alır kucaklar ve yandaş olmayanı dışlama ve baskı yoluyla uzaklaştırma yoluna gider bunlar aslında bilinen durumlar.